yukarı
2008, Cilt: 14, Sayı: 1
İçindekiler
 
SATTARİ, T. M., F. SALMASİ ve F. ÖZTÜRK, Sulama Amaçlı Hazne Kapasitesinin Belirlenmesinde Çeşitli Yöntemlerin Karşılaştırılması Özet Tam Metin(PDF)
DEMİRBAĞ ŞAHİN, N. Meralarda Farklı Otlatma Yoğunluklarnın Bastırılmış Ot Katı Yüksekliği ve Ak Üçgülün (Trifolium repens L.) Görülme Sıklığına Etkisi Özet Tam Metin(PDF)
ŞAHİN, K. ve İ. H. YILMAZ, Van İli Gürpınar İlçesinde Yem Bitkileri Üretimi ve Sorunları Üzerine Bir Araştırma Etkisi Özet Tam Metin(PDF)
GÜLER, M. Ethephon Uygulamasının Tritikale Çeşitlerinde Verim ve Verim Unsurlarındaki Etkilerinin Belirlenmesi Özet Tam Metin(PDF)
BALKAN, A. ve T. GENÇTAN, Bazı Ekmeklik Buğday (Triticum aestivum L.) Çeşitlerinde Farklı Sıra Arası ve Tohumluk Miktarının Tane Verimi ve Verim Unsurlarına Etkileri Özet Tam Metin(PDF)
ÜNAL, G. H., K. YAMAN ve A. GÖK, Türkiye'deki Tarımsal iş Kazalarının Analizi Özet Tam Metin(PDF)
DÜŞÜNCELİ, F., L. ÇETİN, S. ALBUSTAN, Z. MERT, K. AKAN ve A. KARAKAYA, Bazı Arpa Çeşit ve Genotiplerinin Sera ve Tarla Koşullarında Arpa Yaprak Lekesi Hastalığına Karşı Reaksiyonlarının Belirlenmesi Özet Tam Metin(PDF)
ECEVİT, M. F., B. ŞAN, T. D. ÜNAL, F. H. TÜRK, A. N. YILDIRIM, M. POLAT ve F. YILDIRIM, Çivril Bölgesinde Yetişen Üstün Özellikli Ünnap (Ziziphus jujuba L.) Genotiplerinin Seleksiyonu Özet Tam Metin(PDF)
İPEK, A., M. DEMİR KAYA ve B. GÜRBÜZ, Çemen (Trigonella foenum-graecum L.) ve Kimyon (Cuminum cyminum L.) Tohumlarının Çimlenmesi Üzerine Tohum Yaşı ve GA3 Uygulamalarının Etkileri Özet Tam Metin(PDF)
ALTUNTAŞ, E. Balkabağı (Cucurbita pepo L.) ve Karpuz (Citrullus lanarus L.) Tohumlarının Bazı Fiziksel Özellikleri Özet Tam Metin(PDF)
POLAT, H. ve G. DELLAL, Ankara Keçisi Oğlaklarında Tiroit Hormonlarının Serum Düzeylerinin Değişimi Özet Tam Metin(PDF)
DELLAL, G. ve H. POLAT, Ankara Keçisi Oğlaklarında Serum Testosteron Düzeyinin Değişimi Özet Tam Metin(PDF)
KATAR, D. ve B. GÜRBÜZ, Oğulotu (Melisa officinalis L.)'nda Farklı Bitki Sıklığı ve Azot Dozlarının Drog Yaprak Verimi ve Bazı Özellikler Üzerine Etkisi Özet Tam Metin(PDF)
KOYUNCU, N. Farklı MS Dozlarının Buğdayda (Triticum sp.) Doku Kültürü Parametrelerine Etkileri Özet Tam Metin(PDF)
TÜRKKAN, M. ve F. S. DOLAR, Fitotoxinlerin Bitki Hastalıklarındaki Rolü Özet Tam Metin(PDF)
 
 
 
 
 
 
Özetler
 

2008, 14 (1) 1-7
Sulama Amaçlı Hazne Kapasitesinin Belirlenmesinde Çeşitli Yöntemlerin Karşılaştırılması
(Türkçe)

Mohammad.T. SATTARİ1, Farzin SALMASİ1 ve Fazlı ÖZTÜRK2
1 Tabriz Üniv. Ziraat Fak. Su Mühendisliği Bölümü-Tabriz, İran
2 Ankara Üniv. Ziraat Fak.Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü-Ankara

Genel olarak sulama, su temini ve drenaj projelerinin gerçekleştirilmesi için büyük yatırımlara gerek duyulmaktadır. Finans kaynakların yetersizliğinden su temini için yapılması planlanan hazne kapasitesinin belirlenmesinde optimizasyon tekniklerini kullanmak zorunlu olmaktadır. Hazne kapasitesinin belirlemesinde; Ripple yöntemi ve Ardışık Pik Analizleri olarak tanımlanan klasik yöntemler problemin bütün etkin parametrelerini ve boyutlarını dikkate almamaktadır. Böyle durumlarda hazne kapasitesi gereğinden çok büyük olarak hesaplanabilir. Bu çalışmada, Doğu Azerbaycan"da (İran'ın kuzey batısında) bulunan sulama amaçlı Yalkız Ağac barajının kapasitesi; klasik ve optimizasyon yöntemleriyle belirlenmiştir. Sonuçlara göre hazne kapasitesi Ripple yöntemi ile 13.1 hm3, Ardışık Pik Analizleri yöntemi ile 6.86 hm3 ve Doğrusal Olmayan Optimizasyon yöntemi ile 6.19 hm3 olarak hesaplanmıştır.

Anahtar Kelimeler: Baraj işletmesi, Ripple yöntemi, Ardışık Pik Analizi yöntemi, Doğrusal olmayan optimizasyon yöntemi











yukarı

2008, 14 (1) 8-15
Meralarda Farklı Otlatma Yoğunluklarının Bastırılmış Ot Katı Yüksekliği ve Ak Üçgülün (Trifolium repens L.)Görülme Sıklığına Etkisi
(Türkçe)

Nurdan ŞAHİN1 ve DEMİRBAĞ1
1Ankara Üniv. Ziraat Fak. Tarla Bitkileri Bölümü-Ankara

Amaç, devamlı otlatılan meralarda, orta-yoğun ve hafif otlatmada bastırılmış ot katı yükseklik gruplarının dağılımı ve bu yükseklik grupları içerisinde ak üçgülün (T.repens) görülme sıklığını 4 farklı gözlem döneminde karşılaştırmaktır. Çalışma, bir Avrupa Birliği Projesi olarak, Almanya Göttingen Üniversitesi uygulama çiftliğinin "dışarıdan girdi kullanmadan işletilen, devamlı otlatılan merasında 2002-2003 yılları arasında kısırlaştırılmış erkek Simmental sığır ırkıyla yürütülmüştür. Mera orta-yoğun otlatma (OO) ve hafif otlatma (HO) şeklinde ikiye bölünmüş, ilk yıl otlatılan merada, denemenin 2. otlatma yılında elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Deneme üç tekrarlı olarak kurulmuştur ve her bir parsel büyüklüğü 1 hektardır. OO'da hedeflenen bastırılmış ot katı yüksekliği (BY) 6 cm, HO'da 12 cm'dir. Her parselde 100 metre uzunluğundaki ölçüm hattında, bir metre aralıklarla sabitlenen ölçüm noktalarında, otlatma periyodunun başlangıcından itibaren 4-5 haftada bir tekrarlanan 4 farklı gözlem döneminde, diskmetre ile her gözlem noktasındaki bastırılmış ot katı yüksekliği ölçülmüş ve o ölçüm noktasında ak üçgülle karşılaşılıp karşılaşılmadığı kaydedilmiştir. Bastırılmış ot katı yükseklikleri (BY1: <4.5 cm, BY2: 5.0-9.5 cm, BY3: 10.0-14.5 cm ve BY4:>15.0 cm şeklinde 4 farklı yükseklik grubuna ayrılmış ve bu grupların farklı otlatma yoğunlukları altındaki dağılımı ve ak üçgülün görülme sıklığı hesaplanmıştır. En yüksek rastlanma sıklığı BY2 grubunda (% 40.9), en düşük rastlanma sıklığı BY4 grubundadır (%10.7). Otlatma sistemi x BY grup interaksiyonunda OO sisteminde en yüksek rastlanma sıklığı BY2 grubunda(% 41.1), en düşük BY4 grubunda (% 5.7), HO sisteminde BY2 (% 40.8) en yüksek, en düşük BY1 grubundadır (% 9.7). BY grubu x dönem intereksiyonunda ise en yüksek rastlanma sıklığı BY2 grubunda 1. dönemde (% 53.8), en düşük rastlanma sıklığı 1.dönemde BY4 grubunda (% 2.7) elde edilmiştir. Ak üçgülün rastlanma sıklığı BY1'de en yüksek (% 79.3), BY4'te en düşüktür (% 36.7). Otlatma yoğunluğu x Dönem interaksiyonu açısından, ak üçgülün rastlanma sıklığı sadece OO sisteminin 1. döneminde anlamlı farklılık göstermiştir. Ak üçgülün görülme sıklığı, kısa BY gruplarında ve orta yoğun otlatma sisteminde, uzun boylu gruplara ve hafif otlatmaya göre, daha fazla olma eğilimindedir. Sonuçlar, ak üçgülün kısa boylu bitkilerden oluşan bastırılmış ot katı yükseklik gruplarında ve vejetasyonda oluşabilecek bitkisiz bölgelerde daha iyi gelişebileceğini göstermektedir. Oluşabilecek parçalı (mozaik) yapıdaki heterojen mera örtüsü ak üçgülün gelişimini olumlu şekilde etkileyebilir.

Anahtar Kelimeler: T.repens, ak üçgül, orta-yoğun otlatma, hafif otlatma, bastırılmış bitki boyu














yukarı

2008, 14 (1) 16-21
Van İli Gürpınar İlçesinde Yem Bitkileri Üretimi ve Sorunları Üzerine Bir Araştırma
(Türkçe)

Kasım ŞAHİN1 ve İ.Hakkı YILMAZ2
1Yüzüncü Yıl Üniv. Ziraat Fak. Tarım Ekonomisi Bölümü-Van
2 Yüzüncü Yıl Üniv. Ziraat Fak. Tarla Bitkileri Bölümü-Van

Bu araştırma Van ili Gürpınar ilçesinde yem bitkileri üretimi ve sorunlarının belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Van ilinde yem bitkisi üretiminin yoğun olarak yapıldığı Gürpınar ilçesinden tabakalı örnekleme yöntemi kullanılarak 87 yem bitkisi üreticisiyle görüşme yapılmıştır. Bu veriler 2006 üretim dönemine ait olup, köydeki görüşülen kişilerden anket yoluyla toplanmıştır. Görüşülen işletmelerde ortalama nüfus işletme başına 6.74 tür. Çiftçilerin yaş ortalaması 42.67 yıl ve işletmelerdeki ortalama tarımsal üretim tecrübeleri 23.49 yıldır. İşletmelerde ortalama arazi genişliği 52.05 dekardır. Bu arazinin % 60.25'i sulu, geri kalan % 39.75'i ise sulanmayan arazilerden oluşmaktadır. 2006 yılında yem bitkileri ekim alanı ortalama 26.87 dekar olup, bunun 20.14 dekarı yonca, 5.34 dekarı korunga ve 1.39 dekarı da silajlık mısırdır. İşletmelerdeki ortalama inek varlığı 2.05 baş, koyun varlığı 35.82 baş ve keçi varlığı 8.70 baştır. Bölgedeki yem bitkileri üretiminin ana sorunları sulama, sertifikalı tohum kullanımı ve devletin teşvik konuları gibi hususlarda yeterli bilgiye sahip olamamalarıdır. Ayrıca bölgede tarım için yeterli alet ve ekipman da bulunmamaktadır. Bu nedenle çiftçiler yem bitkileri yetiştiriciliği konularında eğitilmelidirler. Ayrıca, çiftçiler kooperatif kurar ise çeşitli tarımsal alet ve ekipmanları kolayca alabilirler. Bölgede süt ve besi sığırcılığının gelişmesi yem bitkileri üretimine bağlıdır ve bu yüzden yonca, korunga ve silajlık mısır gibi bitkilerin üretimi daha çok teşvik edilmelidir.

Anahtar Kelimeler: Yem bitkileri üretimi, sosyo ekonomik özellikler











yukarı

2008, 14 (1) 22-28
Ethephon Uygulamasının Tritikale Çeşitlerinde Verim ve Verim Unsurlarındaki Etkilerinin Belirlenmesi
(Türkçe)

Mustafa GÜLER1
1 Ankara Üniv. Ziraat Fak. Tarla Bitkileri Bölümü-Ankara

Bu çalışma, 2004-2006 yılları arasında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü deneme alanında farklı ethephon dozlarının Tritikale çeşitlerinin verim ve verim unsurlarına etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Denemede Tatlıcak 97, Karma 2000, Melez 2001 ve Presto tritikale çeşitleri kullanılmış olup, 0,150,300,450 ve 600 g/ha ethephon dozları bitkilere başaklanma döneminde uygulanmıştır. Araştırmada her iki deneme yılına ilişkin sonuçlar ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; dört tritikale çeşidine farklı dozlarda ethephon uygulanmasıyla verim ve verim unsurları yönünden önemli farklılıklar saptanmıştır. Tane verimi ve verim unsurları yönünden genellikle 450 g/ha ethephon dozunda en yüksek değerler elde edilmiştir. Ethephon dozunun daha da artması, verim ve verim unsurlarında azalmaya neden olmuştur. Melez 2001 ve Tatlıcak 97 çeşitleri incelenen özellikler yönünden genellikle en yüksek değerlere sahip olmuştur.

Anahtar Kelimeler: Tritikale, ethephon dozları, verim, verim unsurları











yukarı

2008, 14 (1) 29-37
Bazı Ekmeklik Buğday (Triticum aestivum L.) Çeşitlerinde Farklı Sıra Arası ve Tohumluk Miktarının Tane Verimi ve Verim Unsurlarına Etkileri*
(Türkçe)

Alpay BALKAN1 ve Temel GENÇTAN1
* Yüksek Lisans Tezi'nden hazırlanmıştır.
1 Namık Kemal Üniv. Ziraat Fak. Tarla Bitkileri Bölümü Tekirdağ


Bu araştırma, 2003/2004 ve 2004/2005 yetiştirme dönemlerinde, Namık Kemal Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Tarla Bitkileri Bölümü, Uygulama ve Deneme Alanı'nda, bölünen bölünmüş parseller deneme deseninde üç tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Çalışmada, dört farklı sıra arası açıklığı (17, 34, 51 ve 68 cm) ve iki farklı tohumluk miktarının, Trakya Bölgesi'nde yaygın olarak yetiştirilen üç ekmeklik buğday çeşidinin (Pehlivan, Flamura-85 ve Saraybosna) tane verimi ve verim unsurlarına etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Sıra arası açıklığının artırılmasıyla tane verimi, m2'deki başak sayısı ve hasat indeksi azalmıştır. Sıra arası açıklığının başakta tane ağırlığı üzerine etkilerinin yıllara göre farklı olduğu saptanmıştır. Sıra arası açıklığına bağlı olarak tohumluk miktarının artırılmasıyla tane verimi, m2'deki başak sayısı, başakta tane ağırlığı ve hasat indeksi artmıştır.

Anahtar Kelimeler: Ekmeklik buğday, sıra arası açıklığı, tohumluk miktarı, tane verimi, verim unsurları









yukarı

2008, 14 (1) 38-45
Türkiye'deki Tarımsal İş Kazalarının Analizi
(İngilizce)


H. Güran ÜNAL1, Kemal YAMAN2 ve GÖK2
1Kastamonu University, Graduate School of Natural and Applied Sciences, Kastamonu-Turkey
2 Kastamonu University, Vocational High School, Kastamonu-Turkey


Tarım ve hayvancılık sektörü çalışanları çok değişik tehlikelerle karşı karşıyadır. Bu sebeple tarım sektörü, tüm sektörler içinde en riskli gruplar arasında kabul edilir. Türkiye'de iş kazası oranları gelişmiş ülke ortalamalarının oldukça üzerindedir. Kazaların önlenebilmesi için kaza karakteristiklerinin ortaya konması ve öncelikli önlemlerin alınması gerekmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de iş güvenliği ve işçi sağlığı konusunda yeterli çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'de tarım sektörünün iş kazası karakteristiği ortaya konmaya çalışılmıştır. Tarım sektöründeki değerler diğer sektör ortalamalarıyla karşılaştırılarak farklılıklar belirlenmiştir. Bu çalışmanın 20 milyon tarım nüfusunun bulunduğu Türkiye'de maddi manevi birçok yükü beraberinde getiren iş kazalarının azaltılmasında bir adım olacağı düşünülmektedir.

Anahtar Kelimeler: Tarım, iş kazası, iş güvenliği, kaza oranı









yukarı

2008, 14 (1) 46-50
Bazı Arpa Çeşit ve Genotiplerinin Sera ve Tarla Koşullarında Arpa Yaprak Lekesi Hastalığına Karşı Reaksiyonlarının Belirlenmesi
(İngilizce)

Fazıl DÜŞÜNCELi1, Lütfi ÇETIN1, Seval ALBUSTAN1, Zafer MERT1, Kadir AKAN1 ve Aziz KARAKAYA2
1 Central Research Institute for Field Crops, PK. 226 Ulus-Ankara/Turkey
2 Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü-Ankara/Turkey

Otuzaltı arpa çeşidinin ve 683 arpa genotipinin arpa yaprak lekesi hastalığına karşı reaksiyonları sera (fide dönemi) ve tarlada (ergin bitki) incelenmiştir. Test edilen 683 arpa genotipinin %44'ü sera koşullarında, %39'u tarla koşullarında hastalığa karşı dayanıklı bulunmuştur. Genotip dayanıklılık çalışmasında fide dönemi dayanıklılığı ile olgun bitki dayanıklılığı arasındaki korelasyonun (r=0.53) önemli olduğu tespit edilmiştir (P=0.0001). Çetin 2000, Avcı 2002, Erginel 90, Kıral 97, Kaya 7794, Akhisar 98, Zafer 160 ve Yeşilköy 387 çeşitleri hem sera hem de tarla koşullarında dayanıklı olarak bulunmuştur. Çıldır 02, Vamıkhoca ve Quantum çeşitleri sera koşullarında hassas olarak bulunurken tarla koşullarında dayanıklılık göstermiştir. Yirmibeş çeşit hem sera hem de tarla koşullarında hassas olarak bulunmuştur.

Anahtar Kelimeler: Arpa, Rhynchosporium secalis, arpa yaprak lekesi, fide dönemi dayanıklılığı, ergin bitki dönemi dayanıklılığı














yukarı

2008, 14 (1) 51-56
Çivril Bölgesinde Yetişen Üstün Özellikli Ünnap (Ziziphus jujuba L.) Genotiplerinin Seleksiyonu
(İngilizce)


Fevzi M. ECEVİT1 Bekir ŞAN1, Tuba DİLMAÇ ÜNAL1, Filiz HALLAÇ TÜRK1, Adnan N. YILDIRIM1,
Mehmet POLAT1 ve Fatma YILDIRIM1
1Süleyman Demirel Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü-Isparta


1999-2001 yılları arasında yapılan bu çalışmada Denizli'nin Çivril ilçesinde doğal olarak yetişmekte olan üstün özellikli ünnap tiplerinin seleksiyonu amaçlanmıştır. Yapılan ön seleksiyon sonucunda değerlendirmeye alınan 52 ünnap tipi tartılı derecelendirmeye tabi tutulmuş ve üstün özellikli bulunan 7 ünnap tipi seçilmiştir. Seçilen tiplerin verimleri 6.34-17.28 g/yıllık sürgün arasında değişmiştir. Seçilen tiplerin meyve ağırlığı, çekirdek ağırlığı, meyve eti çekirdek oranı, suda çözünebilir toplam kuru madde miktarı, toplam kuru madde miktarı, vitamin C, kül, azot ve protein içerikleri sırasıyla 4.52-6.12 g, 0.34-0.41g, 11.02-16.15, %28.10-30.03, %31.43-33.63, 225.3-366.0 mg/100g, %2.17-3.0, %0.47-0.68 and %2.91-4.24 olarak belirlenmiştir.

Anahtar Kelimeler: Ünnap, Ziziphus vulgaris L., seleksiyon






.





yukarı

2008, 14 (1) 57-61
Çemen (Trigonella foenum-graecum L.) ve Kimyon (Cuminum cyminum L.) Tohumlarının Çimlenmesi Üzerine Tohum Yaşı ve GA3 Uygulamalarının Etkileri
(Türkçe)

Arif İPEK1 , M. Demir KAYA2 ve Bilal GÜRBÜZ3
1Ordu Üniv. Ziraat Fak. Tarla Bitkileri Bölümü-Ordu
2T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü Yenimahalle-Ankara
3Ankara Üniv. Ziraat Fak. Tarla Bitkileri Bölümü-Ankara


Bu çalışma 2002-2004 yılları arasında Ankara Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Tarla Bitkileri Bölümü laboratuarında yürütülmüştür. Materyal olarak Kimyon ve Gürarslan çemen tohumları kullanılmıştır. Araştırmada, tohum yaşının (yeni hasat edilen tohum, hasattan 3, 6, 9, 12, 15, 18, 21 ve 24 ay sonra) ve dört farklı GA3 dozunun (kontrol (saf su), 100, 200 ve 400 ppm) kimyon ve çemen tohumlarının çimlenme oranına etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma sonuçları çemen tohumlarında çimlenme oranının %95.5-100.0, kimyon tohumlarında ise %18.5-79.0 arasında değiştiğini göstermiştir. Kimyonda tohum yaşı arttıkça çimlenme oranı önemli şekilde etkilenmiştir. Yaşlı kimyon tohumlarının çimlenme oranı GA3 uygulamasıyla artmıştır. Çemende çimlenme, tohum yaşı ve GA3 uygulamasından etkilenmemiştir. 100 ppm GA3 uygulaması yaşlı kimyon tohumlarının çimlenme oranını arttırmada önerilebilir.

Anahtar Kelimeler: Kimyon, Cuminum cyminum, çemen, Trigonella foenum-graecum L., tohum yaşı, GA3, çimlenme













yukarı

 


2008, 14 (1) 62-69
Balkabağı (Cucurbita pepo L.) ve Karpuz (Citrullus lanatus L.) Tohumlarının Bazı Fiziksel Özellikleri
(İngilizce)


Ebubekir ALTUNTAŞ1
1Gaziosmanpasa Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Makinaları Bölümü - Tokat


Kabak (Cucurbita pepo L.) ve karpuz (Citrullus lanatus L.) tohumlarının sırasıyla %9,87 ve %2,87 k.b.(% kuru baz) nem içeriklerindeki bazı fiziksel özellikleri belirlenmiştir. Ortalama uzunluk, genişlik, kalınlık ve geometrik ortalama çap değerleri kabak tohumu için sırasıyla 19,92; 11,30; 3,22; 9,71 mm ve karpuz tohumu için 13,28; 8,00; 2,64; 6,52 mm olarak belirlenmiştir. Ortalama 1000 tane ağırlığı, küresellik, doğal yığılma açısı, hacim ağırlığı, kütlesel yoğunluk, tane hacmi, yüzey alanı, porozite değerleri sırasıyla kabak tohumu için 261,2 g; 60,55%; 23,9°; 321,3 kg/m3; 784,3 kg/m3; 0,11 cm3; 2,54 cm2 ve 58,9% olarak, karpuz tohumu için 14,62 g; 49,2%; 19,1°; 412,2 kg/m3; 1543,3 kg/m3; 0,030 cm3; 0,48 cm2 and 47,45% olarak belirlenmiştir. Ortalama dinamik sürtünme katsayıları galvaniz sac, sunta, sac, kontrplak ve lastik yüzeylere göre kabak tohumu için sırasıyla 0,29; 0,24; 0,32; 0,36 ve 0,61, karpuz tohumu için 0,21; 0,45; 0,41; 0,57 and 0,94 olarak bulunurken, statik sürtünme katsayısı değerleri ise aynı sürtünme yüzeyleri için sırasıyla, kabak tohumunde, 0,37; 0,38; 0,38; 0,43 and 0,74 ve karpuz tohumunde ise, 0,27; 0,54; 0,48; 0,70 and 1,11 olarak belirlenmiştir. Maksimum statik ve dinamik sürtünme katsayıları lastik yüzeyde bulunmuştur.

Anahtar Kelimeler: Kabak (Cucurbita pepo L.) tohumu ve karpuz (Citrullus lanatus L.) tohumu, fiziksel özellikler


 













yukarı

 


2008, 14 (1) 70-73
Ankara Keçisi Oğlaklarında Tiroit Hormonlarının Serum Düzeylerinin Değişimi*
(Türkçe)

Hüseyin POLAT1 ve Gürsel DELLAL2
* Doktora tezinden hazırlanmıştır.
1 Aksaray Üniv. Fen Edebiyat Fak. Biyoloji Bölümü- Aksaray
2 Ankara Üniv. Ziraat Fak. Zootekni Bölümü-Ankara


Bu çalışmada, erkek ve dişi Ankara keçisi oğlaklarında, yüksek sıcaklık gösteren aylarda, tiroit hormonlarının (triiyodotironin=T3 ve tiroksin=T4) kan serum seviyeleri araştırılmıştır. Mayıs, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında T3 kan serumu düzeyleri erkek ve dişi oğlaklar için sırasıyla; 129.86 6.960, 136.64 6.320, 107.14 6.120, 98.18 5.490 ng/dl ve 134.60 2.700, 140.80 14.900, 113 12.500, 103.33 8.140 ng/dl olarak belirlenmiştir. T4'ün kan serumu düzeyleri ise erkek ve dişi oğlaklar için sırasıyla; 7.09 0.381, 8.19 0.459, 6.94 0.312, 6.54 0.263 g/dl ve 7.27 0.333, 8.58 (0.506, 6.58 0.243, 6.41 0.196 g/dl olarak belirlenmiştir. T3 ve T4'ün genel ortalamaları ise aynı aylar için sırasıyla; 131.92 5.500, 138.32 6.980, 109.59 6.140, 100.27 4.590 ng/dl ve 7.16 0.261, 8.35 0.338, 6.79 0.209 ve 6.49 0.174 g/dl olarak saptanmıştır. Tiroit hormonlarının Temmuz ve Ağustos aylarında yüksek çevre sıcaklığından önemli (P<0.01) düzeyde etkilendikleri belirlenmiştir.

Anahtar Kelimeler: Ankara keçisi, oğlak, tiroit hormonları







yukarı



2008, 14 (1) 74-77
Ankara Keçisi Oğlaklarında Serum Testosteron Düzeyinin Değişimi*
(Türkçe)

Gürsel DELLAL1 ve Hüseyin POLAT2
* Doktora tezinden hazırlanmıştır.
1 Ankara Üniv. Ziraat Fak. Zootekni Bölümü-Ankara
2 Aksaray Üniv. Fen Edebiyat Fak. Biyoloji Bölümü- Aksaray


Bu çalışmada, eşeysel olgunluk dönemi öncesindeki Ankara keçisi oğlaklarında Mayıs, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında testosteron hormonunun kan serumu düzeylerine ait değişimleri araştırılmıştır. Bu aylarda testosteron hormonu düzeyleri sırasıyla erkeklerde 41.46 2.310; 53.61 1.940; 87.67 2.410, 205.46 8.700 ng/dl ve dişilerde 2.00 0.000; 2.00 0.000; 2.57 0.172 ve 2.92 0.259 ng/dl olarak belirlenmiştir. Dişi oğlaklar da saptanan testosteron düzeyi bakımından dört ay boyunca önemli bir değişiklik gözlenmemiştir. Buna karşın, erkek oğlaklarda saptanan testosteron hormonu düzeyi ise yaşın ilerlemesi ve dolayısıyla da cinsi olgunluk dönemine yaklaştıkça önemli (P<0.01) düzeyde artış göstermiştir.

Anahtar Kelimeler: Ankara keçisi, oğlak, testosteron



 









yukarı



2008, 14 (1) 78-81
Oğulotu (Melissa officinalis L.)'nda Farklı Bitki Sıklığı ve Azot Dozlarının Drog Yaprak Verimi ve Bazı Özellikler Üzerine Etkisi*
(Türkçe)

Duran KATAR1 ve Bilal GÜRBÜZ2
* Doktora tezinden kısaltılarak özetlenmiştir.
1 Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü - Ankara
2 Ankara Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Tarla Bitkileri Bölümü-Ankara

Bu araştırma 2001, 2002 ve 2003 yıllarında Ankara Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Tarla Bitkileri Bölümü deneme tarlasında yürütülmüştür. Çalışmada materyal olarak kullanılan oğulotu (Melissa officinalis L.) tohumları Tarla Bitkileri Bölümü deneme tarlasında yetiştirilen bitkilerden elde edilmiştir. Araştırmada dört dikim sıklığı (40x30 cm, 40x40 cm, 50x30 cm ve 50x40 cm) ve dört farklı azot dozunun (0 kg/da, 4 kg/da, 8 kg/da ve 12 kg/da); yeşil yaprak verimi, yaprak oranı, drog yaprak verimi ve uçucu yağ verimine olan etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Dikimler, tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre üç tekrarlamalı olarak yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; en yüksek verimler 12 kg/da N dozu ve en sık (40 x 30 cm) dikimden alınmıştır. 2002 yılında ortalama olarak 2059.06 kg/da yeşil yaprak verimi, %73.90 yaprak oranı, 576.39 kg/da drog yaprak verimi ve 1.87 l/da uçucu yağ verimi elde edilmiştir. 2003 yılında ise ortalama olarak 2049.90 kg/da yeşil yaprak verimi, %71.60 yaprak oranı, 619.71 kg/da drog yaprak verimi ve 1.81 l/da uçucu yağ verimi elde edilmiştir. Bu çalışma; oğulotunun (Melissa officinalis L.) Ankara ekolojik koşullarında başarılı bir şekilde tarımının yapılabileceğini ve yılda üç biçim alınabileceğini göstermiştir.

Anahtar Kelimeler: Oğulotu, Melisa officinalis, azot dozları, dikim sıklığı, yeşil yaprak verimi, drog yaprak verimi, uçucu yağ verimi




yukarı



2008, 14 (1) 82-86
Farklı MS Dozlarının Buğdayda (Triticum sp.) Doku Kültürü Parametrelerine Etkileri
(Türkçe)


Nur KOYUNCU1
1Ankara Üniv. Ziraat Fak. Tarla Bitkileri Bölümü-Ankara


Bitkisel üretimde verimin artırılması ve biyotik-abiyotik baskı etmenleri nedeniyle oluşan ürün kayıpları biyoteknoloji destekli ıslah çalışmalarına ilgiyi artırmaktadır. Ancak bu çalışmalarda doku kültürü ve genetik mühendisliği araştırmalarının maliyeti oldukça yüksek olmakta ve bunun en büyük kısmını kullanılan kimyasal maddeler oluşturmaktadır. In vitro çalışmalarda eksplantlara besin maddesi sağlayan MS besin ortamı en çok kullanılan kimyasallardan biridir. Bu araştırmada, kallus kültürü ile bitki elde edilmesinde gerekli olan en ekonomik MS besin maddesi miktarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Materyal olarak makarnalık Sarıçanak-98 ve ekmeklik Pehlivan buğday çeşitleri kullanılmış, kallus oluşumu için olgun embriyolar tohumlardan gevşetilerek 8 mg/l 2,4-D içeren sıvı ortamlarda kültüre alınmıştır. Bunu izleyen alt kültürlerde gelişen kalluslar, tam (4,405 g/l), yarım (2,202 g/l) ve çeyrek (1,101 g/l) dozlarda MS besin ortamı içeren petrilerde kültüre alınmıştır. Oluşan kallusların ağırlıkları 11 gün sonra tartılarak belirlenmiş ve 7 hafta sonunda elde edilen bitki sayıları saptanmıştır. Yapılan istatistiksel incelemeler sonucunda, kullanılan farklı MS dozlarının rejenerasyon kapasitesi ve elde edilen bitki sayısına etkisi olmadığı saptanmıştır. Kallus oluşumu aşamasında sıvı ortam ve sonraki aşamalarda çeyrek MS dozu kullanarak rejenere tam bitkiler elde edilebilmiştir. Buna göre, gen aktarım çalışmalarında sık aralıklarla yapılan alt kültürlerde MS besin ortamının % 75 oranında azaltılarak kullanılabileceği belirlenmiştir.

Anahtar Kelimeler: Doku kültürü parametreleri, MS besin ortamı, kallus, rejenerasyon, Triticum, buğday


 






yukarı


2008, 14 (1) 87-94
DERLEME
Fitotoxinlerin Bitki Hastalıklarındaki Rolü
(Türkçe)


Muharrem TÜRKKAN1 ve F. Sara DOLAR1
1Ankara Üniv. Ziraat Fak. Bitki Koruma Bölümü-Ankara

Bitki patojeni bazı bakteri ve fungusların hastalandırdıkları bitkilerde fitotoksin olarak adlandırılan toksik maddeler ürettikleri bilinmektedir. Fitotoksinler düşük moleküler ağırlıkta ve sesquiterpenoit, sesterterpenoit, diketopiperazin, peptit, spirosilik laktam, isokumarin, poliketit tetramik asit ve perilenequinon içeren geniş bir kimyasal gruba dahildirler. Fitotoksinler konukçuya spesifik toksinler (KST) (patojene hassas yalnızca bir bitkiyi etkiler) ve konukçuya spesifik olmayan toksinler (KSOT) (daha geniş bir konukçu dizinini etkiler) olarak sınıflandırılabilirler. Günümüze kadar yaklaşık 23 KST ve 34 KSOT belirlenmiştir. KST'ler Alternaria ve Cochliobolus cinsine ait funguslar başta olmak üzere diğer bazı funguslar tarafından üretilmektedir. KSOT'ler ise hem bakteriler hem de funguslar tarafından üretilmektedir. Fitotoksinler konukçu bitkilerde solgunluk, kloroz, yanıklıklar, nekroz, sulu görünüm ve gallere (gelişme bozukluklarına) neden olmaktadırlar.

Anahtar Kelimeler: Fitotoksin, KST, KSOT, bakteri, fungus, bitki hastalıkları










yukarı


 






yukarı


 






yukarı







yukarı

 







yukarı





yukarı

 






yukarı


 





yukarı